Bloga dön
Seyahat ipuçları3 dk okuma

İstanbul’da En Güzel Fotoğraf Çekilecek 3 Yer: Mutlaka Görmeniz Gereken Büyüleyici Köşeler

WhatsApp

İstanbul'un kalabalığından uzakta, kadrajınızı büyüleyecek 3 saklı köşe... 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı'nın sütunlarından, Beykoz Mecidiye Kasrı'nın taş zarafetine ve Atatürk Arboretumu'nun mevsimsel renklerine uzanan estetik bir İstanbul yolculuğuna davetlisiniz.

Bir fotoğrafta sütunların arasında kayboluyorsunuz, diğerinde bir Osmanlı kasrının önündesiniz. Üçüncüsünde ise suya yansıyan ağaçlar kadrajı dolduruyor. Üçü de İstanbul; ama her biri şehrin bambaşka bir yüzünü gösteriyor.

Şerefiye Sarnıcı, Beykoz Mecidiye Kasrı ve Atatürk Arboretumu, İstanbul gezisinden etkileyici fotoğraflarla dönmek isteyenlerin mutlaka görmesi gereken yerler arasında. Bu mekânlarda arka planın kendine ait bir hikâyesi var. Fotoğraflara sonradan baktığınızda, nerede olduğunuz kadar neye hayran kaldığınızı da hatırlıyorsunuz.

1. Şerefiye Sarnıcı: Sütunların Arasında İstanbul’un Derinliklerine

image

Çemberlitaş’ın hareketli sokaklarının altında böyle bir mekânla karşılaşmayı beklemeyenler için Şerefiye Sarnıcı’nın ilk görüntüsü başlı başına bir sürpriz. Sıra sıra yükselen sütunlar, kemerli geçişler ve tuğla tonozlar, bakışınızı yapının derinliklerine doğru götürüyor.

Yaklaşık 1.600 yıllık geçmişe sahip sarnıcın, mimari özelliklerine dayanılarak Bizans İmparatoru II. Theodosius döneminde inşa edildiği düşünülüyor. İçerideki 32 sütun, mekâna güçlü bir ritim kazandırıyor. Sütunların arasına bir insan figürü girdiğinde yapının yüksekliği ve ölçeği daha da belirginleşiyor.

Burayı fotoğraflarda etkileyici kılan ayrıntılardan biri, taş ve tuğla yüzeylerin aydınlatmayla birlikte kazandığı görünüm. Sütun başlıklarındaki yaprak biçimli süslemeler, yukarıda birbirine bağlanan tonozlar ve aralarda uzanan boşluklar, aynı mekânda farklı görüntüler oluşturuyor.

Bir zamanlar şehrin su ihtiyacını karşılamak için kullanılan bu yapının içinde dururken İstanbul’un geçmişi elle tutulabilecek kadar yakın geliyor. Şerefiye Sarnıcı’nda çekilen bir fotoğrafın bütün atmosferini birkaç sütun ve arkalarında devam eden yüzyıllık mimari kurabiliyor.

2. Beykoz Mecidiye Kasrı: Bir Osmanlı Hediyesinin Önünde

image

Beykoz Mecidiye Kasrı’nın açık renkli taş cephesi, çevresindeki ağaçlarla birlikte görüldüğünde ilk bakışta dikkati çekiyor. Pencerelerin düzeni, cephedeki ince işçilik ve setler hâlinde yükselen bahçe, yapıya zarif bir görünüm kazandırıyor.

Kasrın yapımını 1845 yılında Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa başlatmış. Onun ölümünün ardından sürdürülen çalışmalar 1854’te tamamlanmış ve yapı Sultan Abdülmecid’e armağan edilmiş. Bugün önünde durduğunuz bina, bir padişah için hazırlanmış büyük bir hediyenin parçası.

Fotoğraflarda kasrın mimarisiyle bahçesi birbirini tamamlıyor. Yapıya yaklaştıkça taş işçiliği ve pencere ayrıntıları öne çıkıyor; uzaklaştıkça ağaçlarla çevrili bütün görünümü ortaya çıkıyor. Bahçede ilerlerken aynı binanın birkaç farklı yüzüyle karşılaşabiliyorsunuz.

Buradaki görüntülerin kendine özgü bir ağırlığı var. Gösterişli cepheye rağmen çevresindeki yeşillik, mekâna daha yumuşak bir hava katıyor. İstanbul’da tarihî bir yapının zarafetini fotoğraflarına taşımak isteyenler için Beykoz Mecidiye Kasrı, görülmeye değer duraklardan biri.

Gezinin sonunda aklınızda yalnızca kasrın önünde çekilmiş bir kare kalmayabilir. Bir pencerenin çevresindeki süsleme ya da açık renkli taşın üzerine düşen ağaç gölgeleri de en az binanın bütünü kadar dikkatinizi çekebilir.

3. Atatürk Arboretumu: Ağaçların Suya Yansıdığı İstanbul

image

Göletin kıyısında ağaçların yansımaları uzanırken, İstanbul’un kalabalığı zihninizde biraz geriye çekiliyor. Sarıyer’in Bahçeköy bölgesindeki Atatürk Arboretumu, doğanın mevsimlerle değişen görünümünü fotoğraflamak isteyenler için şehrin en güzel duraklarından biri.

Burası ağaçların ve diğer odunsu bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği, incelendiği bir canlı koleksiyon alanı. Bu çeşitlilik, yürüyüş boyunca manzaranın da değişmesini sağlıyor. Farklı yaprak biçimleri, gövde dokuları ve ağaçların oluşturduğu siluetler, birkaç adım arayla başka ayrıntılar sunuyor.

İlkbaharda yeni yaprakların taze yeşili öne çıkarken, sonbaharda sarı ve kızıl tonlar manzaraya yayılıyor. Gölet çevresindeki yansımalar da havaya ve suyun hareketine göre değişiyor. Durgun bir anda suyun üzerinde beliren ağaç görüntüleri, buranın en akılda kalan görünümlerinden biri.

Ağaçların arasında uzanan yollar, doğanın içinde çekilen gezi fotoğraflarına ayrı bir güzellik katıyor. Bir yolun ilerisinde yürüyen insan, çevresindeki ağaçların yüksekliğini daha görünür hâle getiriyor. Bazen de kadrajı doldurmak için yalnızca bir dalın suya uzanışı yeterli oluyor.

Atatürk Arboretumu’nun güzel tarafı, her gelişinizde aynı görünümü sunmaması. Daha önce önünde durduğunuz bir ağacı başka renkte bulabiliyor, aynı göleti farklı bir ışıkta görebiliyorsunuz. Eve döndüğünüzde fotoğraflarınız, İstanbul’da geçirdiğiniz günün mevsimini de taşıyor.

💬 Yorumlar ve deneyimler (0)

Gezginlerin yorumları kendi dillerinde gösterilir.

Henüz yorum yok. İlk deneyimi siz paylaşın.

💬 Sohbete katılmak ister misiniz?

Yorum bırakmak için giriş yapın veya hesap oluşturun.